Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam

KAYYUM ATAMASINA FARKLI YAKLAŞIMLAR

Türkiye siyasetinin literatürüne hem gündemine son yıllarda ‘Kayyum veya Kayyım Ataması’ kavramı iyice yerleşmiş durumda. Hemen her seçim sonrasında ‘Kayyum’ lafını telaffuz eder olduk. 31 Mart seçimlerinden sonra tekrar kayyum ataması olacak mı sorusu cılız da olsa sorulmakla beraber, genel kanı böyle bir atamanın olamayacağı yönündeydi. Çünkü tarafların bu sıkıntı yaratan konudan yeterince ders çıkardığı […]

KAYYUM ATAMASINA FARKLI YAKLAŞIMLAR
Faraç ÇOBANOĞLU
Yayınlanma

06:24 - 06 Haziran 2024

Güncelleme

06:24 - 06 Haziran 2024

Okuma Süresi

5 dakika

Türkiye siyasetinin literatürüne hem gündemine son yıllarda ‘Kayyum veya Kayyım Ataması’ kavramı iyice yerleşmiş durumda. Hemen her seçim sonrasında ‘Kayyum’ lafını telaffuz eder olduk. 31 Mart seçimlerinden sonra tekrar kayyum ataması olacak mı sorusu cılız da olsa sorulmakla beraber, genel kanı böyle bir atamanın olamayacağı yönündeydi. Çünkü tarafların bu sıkıntı yaratan konudan yeterince ders çıkardığı yönündeydi. Ancak toplumsal kanı doğru çıkmadı ve Hakkari Belediye başkanı görevden alındı, yerine kayyum veya kayyım atandı. Ardından taraflardan gelen sert tepkiler birbirini izledi, açıklamaların ardı arkası kesilmedi. Açıklamalar ve tartışmalar devam ediyor.

Konuyla ilgili tartışmalar devam ede dursun, DEM Partili Hakkari Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış, (5 Haziran) “silahlı terör örgütünü yönetmek” suçundan 19,5 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Şimdi gelelim konumuza. Kayyum atamasına yönelik siyasi taraflar veya genel anlamda siyaset kurumu yaklaşımlarını ortaya koydu. Tek tek siyasi partilerin yaklaşımlarını ortaya koymaktan ve bunu tartışmaktan ziyade, biz, genel anlamda ortaya konulan yaklaşımlara dair fikriyatımızı belirtmeye çalışırız.

Bu konuda üç yaklaşımdan söz etmek olası: Birincisi iktidar tarafının yaklaşımı ki, buna göre hukuk gereğini yaptı. ‘Terörle iltisaklı’ her kim olursa olsun hukuka hesap verecektir. İkincisi, DEM Parti’nin yaklaşımı ki, buna göre de ‘kayyım ataması’ bir irade gaspıdır ve katılımcı demokrasiye darbedir. Üçüncüsü ise ana muhalefet partisi olan CHP’nin yaklaşımıdır. En yetkili ağız elbette partinin lideri olan Özgür Özel’dir ve konuya dair tepki “Kayyum atamak Hakkari halkının iradesine saygısızlıktır.” şeklinde oldu.

Neden farklı Yaklaşımlar?

Farklı yaklaşımların olması siyasetin doğasına bakıldığı zaman onu normal bulmak en makul olanı. Çünkü siyasi anlayışların aynı olması siyaset biliminin doğasına uygun gelmez. Devleti yöneten siyasi anlayış ile muhalefetteki siyasi anlayışların bir olması mümkün değildir; zira siyaset, bilim olarak özünde eleştiri ve buna dayalı olarak farklılık taşımaktadır. Bu pencereden bakıldığı zaman AK Parti ve MHP ile CHP ve DEM Parti’nin tutumlarının aynı olması beklenemez.

Devleti yöneten siyasi akla göre (AK Parti ve MHP özelinde) bir terörle mücadele yürütülmektedir. Terör örgütleri devlete silah çekmiş, devletin askerini, polisini ve sivil vatandaşları öldürmekte, şehit etmektedir. Bu nedenle hukuktan ve kanunlardan gelen gücünü tedbir almak suretiyle kullanacaktır. Bu bağlamda ister seçilmiş ister vatandaş olsun ‘Terör İltisaklı’ kişi ve kurumlar hukuka hesap vermek zorundadır.

Kedisine kayyum atanan taraf olarak DEM Parti ise ‘Yapılan demokrasiye darbedir. Belediye başkanı olmuş bir insan kanuna göre terörist değildir, seçilme yeterliliğine sahiptir. Yapılan halkın iradesini yok saymaktır. Olan biten bir hukuk oyunudur, komplodur.’ Şeklinde yaklaşımını ortaya koymaktadır. Siyaset gündemini bir hayli etkileyen sosyal medyaya bakılırsa,  DEM tabanına göre “En büyük kayyum Erdoğan’dır, DEM’in terör-merörle bir işi yoktur, en büyük terörist devlettir, onu yönetendir.”  Hatta DEM tabanına göre, PKK bir terör örgütü değildir, bir ‘özgürlük hareketidir.”

Ana muhalefet partisi olan CHP’ye göre de genel olarak kayyum ataması halkın iradesine saygısızlıktır. CHP kurmayları terör konusuna girmekten kaçınıyorlar. Son iki seçimde kendisine flu ittifaklar çerçevesinde oy vermiş olan DEM’i ve tabanını ürkütmek, kendisinden uzaklaştırmak istemiyorlar. Bu nedenle CHP’liler daha çok demokrasinin genel-geçer kavramları çerçevesinde konuyu ele alıyorlar. Bu bağlamda görevden uzaklaştırılan DEM’li Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın suçlu olabileceği konusuna hiç değinmeden daha çok iktidarı hedef alan tek yanlı açıklamalar yapıyor ve değerlendirmelerde bulunuyor ana muhalefet partisi.

Genel olarak bu çerçeveden bakılırsa en mağdur durumda olan DEM’e oy veren Kürtler olmaktadır. Hem sandık ve seçim hem de  elde tetik bir arada olmayacak. Kayyum ataması ne kadar yanlışsa tetikteki parmak ile sandığın bir arada olması siyaseten bir çıkmazdır. Hem DEM aktörleri hem kendisine oy veren Kürt seçmeni bu konuyu artık sesli bir şekilde konuşmak, değerlendirmek hatta yol ayrımına gelmek durumundadır. Öyle görünüyor ki, tetikte parmak var oldukça kayyum atamaları olacak gibi. Hakkari kayyuma teslim acaba şimdi sıra kimde? İşin yüzde 50’sini DEM tarafı da düşünmek zorunda.

Saygıyla…


Bir Yorum Ekle

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklam
Reklam
Reklam