Eğitim Uzmanı Lokman Ablay, yeni sınav sistemine ilişkin değerlendirme yaptı. İşte sınav sistemine dair perspektif sunan yazısı:
Öğrencilerimizin başarısını daha doğru değerlendirmemize yardımcı olabilir mi? Daha da önemlisi, bugün konuştuğumuz bu sistem gelecekte eğitim ve sınav anlayışımızda başka değişikliklerin de önünü açabilir mi? Yoksa ölçme daha da can sıkıcı bir hâl alıp sadece öğretmene iş yükü mü getirir? Peki, tüm ülkede her ilde ve her okul düzeyinde adil bir sınav ve sınav süreci, dahası adil bir değerlendirme olur mu? Bir eğitimci olarak bence bu sorular üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Hepimiz çocuklarımızın iyi bir eğitim almasını istiyoruz. Öğrenci ders çalışıyor, öğretmen emek veriyor, aileler çocuklarının geleceği için ellerinden geleni yapıyor. Bütün bu çabanın sonunda öğrencinin ne öğrendiğini, hangi konularda zorlandığını ve nerelerde desteğe ihtiyaç duyduğunu anlayabilmek önemli. İşte ortak yazılı sınavları tam da bu açıdan değerlendirmeliyiz. Diyelim ki bir öğrenci matematik yazılısından 60 aldı. Bu not bize ne anlatıyor? Öğrenci konuların bir kısmını öğrenmiş olabilir. Belki bazı soruları dikkatsizlik nedeniyle yanlış yaptı. Belki de bazı konuları hiç anlayamadı. Sadece nota bakarak bunların hangisinin doğru olduğunu her zaman anlayamayız. Ama öğrencinin hangi sorularda hata yaptığını incelersek durum değişir. Öğretmen eksik kalan konuyu yeniden ele alabilir. Öğrenci nerede yanlış yaptığını görebilir. Veli de çocuğunun hangi konularda desteğe ihtiyacı olduğunu daha iyi anlayabilir. Bana göre ortak yazılı sınavların en önemli tarafı burada ortaya çıkıyor. Sınavı yalnızca not vermek için yaparsak elimizde bir puan olur. Fakat sınav sonuçlarını değerlendirip eksikleri gidermek için kullanırsak öğrencinin öğrenmesine gerçekten katkı sağlayabiliriz. Yani ortak yazılı sınav sisteminin bize sağlayabileceği fırsatlardan başında, öğrencilerin hangi konularda zorlandığını daha açık görebilmemiz olacaktır. Ancak bunun için sınavın ardından da gerekli kazanım analizleri yapılıp, eksikleri belirle yip, gerekli tekrarlar yapılmalı ve öğrencinin gelişimi takip edilmelidir. Kısacası, sınavı yapmak kadar sınavdan sonra ne yaptığımız da önemli hâle gelecek. Şimdi biraz daha ileriye bakalım. Bugün ortak yazılı sınavları konuşuyoruz. Acaba gelecekte öğrencilerin başarısını ölçme biçimimiz daha da değişebilir mi? Örneğin, bir öğrencinin yalnızca belirli günlerde girdiği sınavlardaki başarısına değil, okul hayatı boyunca bir yılda dört dönem, her dönemde bir sınav, dört yılda on altı sınavla gelişimi ölçüp öğrencinin gösterdiği gelişime daha fazla önem verilebilir mi? Bugün bunun nasıl olacağına ilişkin kesin bir şey söyleyemeyiz. Ancak eğitim sisteminin geleceğini düşünürken bu soruları sormanın faydalı olduğuna inanıyorum. Çünkü özellikle lise yıllarında öğrencilerimizin önünde önemli bir hedef var: Üniversiteye yerleşmek. Öğrenciler aylarca, hatta yıllarca TYT ve AYT’ye hazırlanıyor. Öğretmenleri onlara rehberlik ediyor, aileleri destek oluyor. Sonunda ise birkaç saat süren sınavlar, üniversiteye yerleşme sürecinde çok önemli bir rol oynuyor. Elbette merkezi sınavların önemli bir işlevi var. Çok sayıda öğrenci üniversiteye yerleşmek istiyor. Bu öğrencileri değerlendirirken ortak ve karşılaştırılabilir ölçütlere ihtiyaç duyuluyor. Dolayısıyla mesele, merkezi sınavları kaldırmak ya da önemsiz görmek değil. Ancak insan düşünmeden de edemiyor: Bir öğrencinin yıllarca verdiği emeği değerlendirirken yalnızca sınav günü gösterdiği performansa mı bakmalıyız? Acaba gelecekte öğrencinin okul hayatı boyunca gösterdiği başarı ile TYT ve AYT sonuçlarının birlikte değerlendirildiği bir sistem kurulabilir mi? Öğrencinin birkaç saatlik performansının yanında, yıllar boyunca gösterdiği gelişim de dikkate alınabilir mi? Diyelim ki gelecekte üniversiteye yerleşirken öğrencilerin okul başarılarına da daha fazla önem verilmeye başlandı. İlk bakışta bu yaklaşımın olumlu tarafları olabilir. Öğrencinin yalnızca merkezi sınavdaki sonucuna değil, yıllar boyunca gösterdiği çabaya ve gelişime de bakılmış olur. Ancak burada önemli bir sorun karşımıza çıkmaz mı? Her okulda sınavlar aynı zorlukta mı hazırlanıyor? Her öğrenci aynı şartlarda mı değerlendiriliyor? Bir okulda alınan 90 ile başka bir okulda alınan 90 gerçekten aynı düzeyde başarıyı mı gösteriyor? Bu sorular herhalde her eğitim paydaşının aklından geçiyordur. Çünkü öğrencilerin okul notlarını daha fazla dikkate alacaksak bu notların ne ölçüde adil ve karşılaştırılabilir olduğunu da değerlendirmeliyiz. Sadece okul notlarına bakmak, öğrenciler arasındaki bütün farklılıkları açıklamayabilir. Yalnızca merkezi sınav sonuçlarına bakmak da öğrencinin yıllar boyunca gösterdiği gelişimi bütünüyle ortaya koymayabilir. Belki de gelecekte üzerinde durmamız gereken konulardan biri, farklı değerlendirme yöntemlerinin birbirini nasıl tamamlayabileceğidir. Bütün bu tartışmaların başlangıç noktasına, yani ortak yazılı sınavlara yeniden dönersek; Bence OYSS’yi yalnızca yeni bir sınav uygulaması olarak görüp geçmemeliyiz. Bu sistemin öğrencilerin öğrenmesine, öğretmenlerin çalışmalarına ve eğitimdeki eksiklerin belirlenmesine nasıl katkı sağlayabileceğine bakmalıyız. Üstelik bu yaklaşım yalnızca bugünkü öğrencilerimiz için değil, gelecekte eğitim sisteminin nasıl şekilleneceğini düşünmek açısından da önem taşıyor. Belki önümüzdeki yıllarda öğrencilerin başarısını değerlendirme biçimimiz değişecek. Belki okulda gösterilen başarı ile merkezi sınavların ilişkisi yeniden ele alınacak. Belki de bugünkü uygulamalar zamanla farklı değerlendirme yöntemlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak. Bunların hangisinin gerçekleşeceğini şimdiden bilemeyiz. Ancak bugünden yapabileceğimiz bir şey var: Öğrencilerimizin gerçekten ne kadar öğrendiğini ölçmek yerine ne öğrendiğine daha fazla önem vermek. Öğrencilerin okul boyunca gösterdiği gelişim nasıl değerlendirilebilir? Merkezi sınavlarla okul başarısı arasında nasıl bir ilişki kurulabilir? Bütün öğrenciler için adil bir değerlendirme nasıl sağlanabilir? Bu soruların cevabını bugün tam olarak bilmiyor olabiliriz. Fakat doğru soruları sormak, daha iyi bir eğitim sistemi kurmanın ilk adımlarından biridir. Belki de asıl mesele şudur: Çocuklarımızın yalnızca kaç puan aldığını mı bilmek istiyoruz, yoksa gerçekten ne öğrendiklerini de anlamak mı istiyoruz? Bence bu sorunun cevabı, yalnızca ortak yazılı sınavların değil, gelecekteki eğitim anlayışımızın da en önemli konularından biri olacak.
