Suçlu kim? Bu sorunun cevabını tek bir yere bırakmak kolay, ama gerçek bu kadar basit değil. Aile mi, okul mu, sistem mi, ekranlar mı? Hepsi bir parça etkili olabilir. Ama hiçbir etki, işlenen suçu ortadan kaldırmaz.
Bugün suçlu arıyoruz. Haklıyız da. Çünkü ortada bir suç var ve bunu yapanlar bunun sorumluluğunu taşır. Ama sadece burada kalırsak eksik kalırız. Çünkü bu olaylar, tek bir anın değil; uzun süre fark edilmemiş, ertelenmiş, bastırılmış süreçlerin sonucudur.
Asıl zor olan ise şu soruyla yüzleşmektir: Bu noktaya nasıl gelindi? Çünkü insan davranışı bir anda keskin bir kırılma yaşamaz; aksine, yavaş yavaş yön değiştirir. Dışarıdan “normal” görünen pek çok şey, aslında içeride büyüyen bir kopuşun habercisi olabilir. Sessizleşen bir çocuk, uzaklaşan bir genç, kendini geri çeken bir zihin… Bunlar çoğu zaman dikkat çekmez. Çünkü bağırmazlar. Çünkü sorun çıkarmazlar. Çünkü görünmezler.
Tam da burada en tehlikeli alan oluşur: Görmezden gelinenler. Ne tamamen ilgisizlik, ne de boğucu bir kontrol… İkisinin arasında kurulamayan o denge, çocukları kendi iç dünyalarına mahkûm eder. Ve o dünya, çoğu zaman dışarıdan tahmin edilenden çok daha karanlık olabilir.
Sevgili okurlar, bugün yaşadığımız sarsıntının asıl ağırlığı burada. Güven dediğimiz şeyin zedelendiği yerdeyiz. Okul artık sadece bilgi aktarılan bir yer değil, aynı zamanda çocukların kendini güvende hissettiği bir alan olmak zorunda. Ama bugün o duygunun yerini tedirginlik alıyorsa, burada durup düşünmemiz gerekir. Korkuyla hareket eden, panikle kaçmaya çalışan çocukların görüntüsü, bir toplumun hafızasında kolay kolay silinmez. Çünkü bir toplum, en çok çocuklarının korktuğu yerde yara alır.
Üstelik bazı şeylere gösterilen hassasiyetin, şiddetin kendisine aynı şekilde gösterilmemesi de ayrı bir çelişki değil mi? Zararlı alışkanlıklar ekranda gizlenirken, silahın ve şiddetin bu kadar görünür olması, zihinlerde nasıl bir normalleşme yaratıyor, bunu da düşünmek gerekmiyor mu?
Çocuklarınızı koruyun… ama sadece dışarıdan değil. Sadece okuldan, sokaktan değil; kendi ihmalinizden koruyun. Onları, yalnız bırakıldıkları sessizlikten koruyun. Ne izlediğini, ne düşündüğünü, ne hissettiğini bilmeden büyüyen bir çocuğun iç dünyasını tesadüfe bırakmayın. Çünkü bazen en büyük tehlike, tam da görünmeyen yerde büyür.
Ve unutmayın: Görmezden gelinen hiçbir şey kaybolmaz.
Çünkü görmezden gelinen her şey, bir gün en ağır haliyle geri döner
